"ÇOCUKLAR VE YAS"

Ailelerde birçok nedenle çeşitli kayıplar yaşanabilmektedir.
Büyükanne-büyükbaba, anne-baba, kardeş, komşu, arkadaş, hatta evde beslenen evcil bir hayvanın ölümü bile yetişkinler ve çocuklar için sarsıcı ve travmatik olabilmektedir. Özellikle çocuğun hayatında önemli bir yere sahip bir yakının ölmesi durumunda, genellikle aileler nasıl davranmaları gerektiğini bilemez ve bazı sıkıntılar yaşarlar.
- Ölümü ne zaman ve nasıl söylemeliyiz?
- Ya ağlarsa, ne yapmalıyız?
- Ölümle ilgili sorularını nasıl yanıtlamalıyız?
- Biz nasıl davranmalıyız? Üzüntümüzü gizlemeli miyiz?
Bu ve bunun gibi pek çok soru yetişkinler için oldukça zorlayıcı olabilmektedir.
Genellikle aileler bir ölüm yaşandığında çocuklarla bunun hakkında konuşmamayı tercih ederler, çünkü çocukların verecekleri tepkilerden çekinirler. Oysaki çocuklarla bu konuda konuşmamak ve yeterince bilgi vermemek, çocukların zihinlerinde birtakım sorulara ve belirsizliklere yol açar. Bu da çocukların ölümle ilgili daha fazla korku ve kaygı yaşamalarına neden olur. Bu sebeple, çocuklara yaş düzeylerine uygun olarak durumla ilgili açıklama yapılmalı ve soruları dinlenmelidir.
Çocuklar bir yakınlarının ölümünü ilk duyduklarında ağlayabilirler, kabul etmeyip reddedebilirler veya öfkelenebilirler. Bu süreçte çocuklar üzüntü, kaygı, kızgınlık ve suçluluk gibi birçok duygu hissedebilirler. Bazen de yetişkinlerin beklentisinden farklı tepkiler gösterirler. Hiçbir şey olmamış gibi davranarak, oyunlarını oynamaya devam edip, belli bir zaman geçtikten sonra soru sormaya başlayabilirler. Bu durum onların üzülmediği anlamına gelmemektedir. Çocuklar yaşanan ölüm olayı ile ilgili konuşmak istemiyorsa buna zorlanmamalı, ancak ihtiyaç duyduklarında da bunu fark edip buna olanak sağlanmalıdır. Çocuklar ağlamadıkları için suçlanmamalı, ağlamak istediklerinde de buna engel olunmamalıdır. Ağlamayı ya da konuşmayı önlemek gibi duyguların bastırılmasına neden olan tutumlar yerine, onların duygularını ifade edebilecekleri ortamlar sunmak yas sürecini daha iyi atlatmalarına yardımcı olmaktadır. Bu nedenle, yetişkinler de yaşanan ölümle ilgili kendi duygularını da gizlemeye uğraşmamalı, mümkün olduğunca doğal davranmalıdır.
Çocuklara yaşanan ölüm olayını anlatılırken kullanılan dil ve anlatış biçimi çok önemlidir. “O artık uyuyor, bir daha uyanmayacak” gibi ifadeler kullanılmamalıdır. Ölümün bu şekilde anlatıldığı durumlarda, çocuklar hem anne-babaları uyurken, hem de kendileri uyurken kötü bir şey olmasından endişe etmeye başlarlar. Bu nedenle uyku düzenleri bozulabilir. “Allah onu sevdiği için yanına aldı” gibi ifadeler de çocuklarda korku ve kaygıya neden olabilmektedir. Mümkün olduğu kadar somut ve doğru bilgiler çocuğa sunulmalı, kafası karıştırılmamalıdır. Örneğin, hasta olan bir yakının ölümünde; “Çok hastaydı ve öldü. O artık yaşamıyor ama acı da çekmiyor. Onu artık göremeyeceğiz, ama onunla beraber yaşadığımız hatıralar hep bizimle olacak. İstediğimiz zaman onu hatırlayabiliriz.” diyerek bilgi verilebilir.
Çocukların kayıpla baş edebilmelerinde faydalı olabilecek bir diğer yol da, çok fazla detaya maruz bırakmadan onları cenaze törenlerine götürmektir. Çocuğun bu tür törenlere katılması yaşanan ölüm olayını kabul etmesine yardımcı olur. Eğer çocuk bu törenlere katılmak istemezse elbette ki zorlanmamalıdır. Eğer çocuk cenaze törenine katılmak istiyorsa buna fırsat verilmeli, ancak gittiği zaman nelerle karşılaşabileceği ile ilgili önceden bilgilendirilmelidir. Etrafta ağlayan, üzülen insanların olacağı, törende neler yapılacağı konusunda önceden bilgi alan çocuklar, bu tür törenlerde kendilerini daha güvende hissederler. Tören sırasında çocuğa tanıdığı ve güvendiği bir yakınının eşlik etmesi önemlidir. Çocuk ihtiyaç hissettiğinde onunla konuşabilir, çıkmak isterse dışarı çıkabilir.
Bir ölüm olayından sonra çocuklar geride kalanlarla ilgili olarak da kaybetme korkusu yaşamaya başlayabilirler. Ölümü, ölümden sonra neler olduğunu daha çok sorgulamaya başlarlar. Ölümle ilgili daha sık ve yanıtlaması zor sorular yöneltebilirler. Yetişkinler çocukların bu sorularını çocuğun yaş düzeyine uygun olarak yanıtlamalıdır. Sorulan her soruya verecekleri yanıt hazır olmayabilir, bu durumda da çocuklardan zaman istenebilir. “Bu soruna yanıt verebilmem için öncelikle biraz araştırmam gerekiyor. Yanıtı öğrenir öğrenmez sana bu konuda bilgi verebileceğim.” denilebilir. Belirli bir zaman geçse de önemli olan çocuğun sorusunu yanıtlamaktır, çocuklar sorularının cevaplanmadığını hissettiğinde artık soru sormaktan vazgeçerler ve sorularına farklı kaynaklardan çok da doğru olmayan yanıtlar bulmaya başlarlar.
Çocuklar bir ölüm olayının ardından belirli bir süre geçtikten sonra da bazı tepkiler göstermeye başlayabilirler. İlk etapta sanki hiç bir şey olmamış gibi davranabilir, ama daha sonra okula ve derslere karşı isteksizlik, saldırgan davranışlar, uyku düzeninde bozulma, kâbus görme vb. bazı sıkıntılar sergileyebilirler. Yetişkinler genellikle üzerinden belirli bir süre geçtiği için bu sıkıntıları ölümle bağdaştırmazlar. Oysaki bu sıkıntılar çoğu zaman tamamlanmamış bir yas süreciyle ilişkilidir. Böyle durumlarda, bir uzmana başvurmak çocukların bu süreci daha sağlıklı atlatmalarına yardımcı olur.
Çocukların yaşları ne kadar küçük olursa olsun, hayatlarında önem taşıyan bir yakınlarının ölümünden etkilenebilecekleri unutulmamalı, duygularını paylaşabilecekleri ortamlar sunarak onlara destek olunmalıdır.
Liana KÜRKÇÜ KEŞCİOĞLU
Uzm. Psikolog
Kaynaklar:
Dyregrov, A.(2000). Çocuk, Kayıplar ve Yas, Yetişkinler için El Kitabı. Türk Psikologlar Derneği Yayınları.
Goldman, L. (2000). Life and Loss: A Guide to Help Grieving Children, 2nd edition. Taylor & Francis.
Kaduson, H. G. & Schaefer, C. E. (2000). Short-term Play Therapy for Children. The Guilford Press.
|